Büyükanne Ellen Ve Ben

5/11

Beşinci bölüm: Rab için Yazıyorum

Ding-dong! ding-dong! BEB 20.1

Küçük kahverengi evimizin bahçesinde oynarken, Elmshaven’in yemek zilinin çalındığını duydum. Birkaç dakika içerisinde, babamın yoldan aşağıya doğru yürüyeceğini, köprüyü geçip, bahçe kapısına yöneleceğini biliyordum. BEB 20.2

“Anne” diye seslendim. “Babamın yanına koşabilir miyim?” BEB 20.3

Neşeyle annem, “Tabii, canım,” diyerek BEB 20.4

cevapladı. Yoldan geçerken annem beni asla uyarmazdı. Çünkü vadimizde birkaç kişinin otomobili vardı. Aslında bir tanesine çok binmek isterdim! BEB 20.5

Kapımızdan dışarı çıktıktan sonra koşmaya başladım. Eğer babam ofisinden çıkmadan önce onu yakalayabilirsem, babamın büyük siyah daktilo ile yazdığı yazıyı görebilirdim. Babamla gurur duyuyordum. Babamın babası Asa T.Robinson’u -ben ona büyükbaba Robinson diyordumbana babamın dokuz yaşındayken, özel bir kod olan stenografiyi öğrendiğini söyledi. Büyükbabamın söylediği her şeyi mümkün olduğunca hızlı bir şekilde yazmayı öğrenmek istiyordu. BEB 20.6

Büyükbaba Robinson, bana bir keresinde büyükannem Ellen’in ona daktilo yazmayı bilen birini tanıyıp tanıdığını sormuş. Büyükannemin verdiği vaazları yada konuştuklarını veya kitapları yazabilecek birine ihtiyacı vardı. BEB 20.7

Büyük babam “Evet,” diye yanıtladı. “Oğlum Dores, stenografi ile benim vaazlarımı on yaşından beri yazıyor..” Ve böylece babam büyükanneme çalışmaya başladı. O, sadece onsekiz yaşındaydı. BEB 20.8

Büyükannem Ellen yazmak için niçin insana ihtiyacı vardı? Size de söylediğim gibi, on-yedi yaşındayken Tanrı onun özel elçisi olmasını istiyordu. Yaşamı boyunca Tanrı ona iki binden fazla vizyon verdi. O’nun meleği, “Yaz! Yaz! Yaz!” derdi. Ve o da yazdı. Rab için yazdı. Ve büyükannem Ellen 1915 senesinde öldüğü zaman, tarihte diğer birçok kadından daha çok yazmıştı! BEB 21.1

Ve yazı yazmak onun için kolay değildi. Çok sık hasta olurdu. Elleri titrer ve acırdı. Bilgisayar yada daktilo kullanmıyordu. Onun bir tükenmez kalemi bile yoktu. Kullandığı kalemi hep mürekkebin içine bandırıyordu. Üç dört kelime yazsa hemen mürekkebin içine bandırıyordu. Bu mürekkep çok pis bir şeydi. BEB 21.2

Fakat Rab, vaazlarında söylediği yada yazdığı her şeyi tutmasını istedi. Ve o zamanlarda, video kameraları veya teypler yoktu. Ve bu yüzden, aynı benim babam gibi insanlar, onunla birlikte seyahat edip, bütün söylediklerini not etmesi için işe aldı. Onun söylediği her şeyi ve eli ile yazdığı her şeyi daha sonra daktiloyla yazardı. BEB 21.3

Büyükannenin yazdığı yazıları güvende tutmak için büyükbaba Willie, Elmshaven ofisinin arkasında yangına dayanıklı bir oda inşa etmişti. Bu odanın, kocaman bir kapısı vardı ve kilitliydi, ama hiç penceresi yoktu. Tanrının Büyükanne Ellen’a verdiği bütün mesajların hepsi burada güvende tutuluyordu. Günümüzde, bütün bu belgeler, White Estate ofisindeki yangına dayanıklı odanın içinde saklanıyor. BEB 21.4

Bu oda da, Büyükannem Ellen’in el yazısıyla yazdığı iki bin sayfa bulunuyor. Burada üç bin adet daktilo ile yazılmış vaaz, konuşma ve günlük yazılar bulunmaktadır. Beş binden fazla magazin, makale ve mektup vardır. Rab, bütün bu mesajları, tüm bu yıllar içerisinde korudu, böylece bugünde bütün bunlara sahibiz. Yazdıkları 140’tan fazla dile çevrildi. Ve yüz-yirmi-beş kitabının içindeki hiçbir söz, Tanrının Kutsal Kitabıyla ters düşmüyor. BEB 21.5

Tanrı sık sık, Büyükanne Ellen’la gece boyunca konuşurdu. Bazen, Tanrı meleklerinden birini Ellen’a şarkı söylesin diye gönderirdi. O, İsa geri gelmeden önce, gelecekte olacak olan şeyleri vizyonlar aracılığıyla ona gösterirdi. Hatta vizyonlarda cenneti bile gördü! BEB 22.1

Büyükanne Ellen genellikle sabah üçte uyanırdı. Bütün Elmhaven sessiz ve karanlıktı ve rahatsız edilmeden yazabileceğini biliyordu. Sıcak sabahlığını giyip koridordan geçip yazma odasına gaz lambasının ışığıyla giderdi. Sara Teyze’nin onun için her zaman hazır tuttuğu şöminenin içine o kibriti çakar ve ateşi yakardı. BEB 22.2

Sonra üç dört saat boyunca, büyükanne Ellen sallanan sandalyesinde elinde mürekkebi, kalemi ve dizlerinin üzerinde bu yazma tahtasında kağıtları olurdu. Bütün melekler etrafında, o Tanrının ona gösterdiklerini yazardı. BEB 22.3

Saat yedide, Elmhaven’in çanı çalardı. Büyükanne Ellen kalemini bırakıp ailesi ve çalışanları ile birlikte kahvaltı ederdi. Kahvaltıdan sonra, büyükannem birkaç saat dinlenirdi. Uyandığında, eğer hastaysa yada kendini kötü hissediyorsa, Sara teyze ona gereken ilaçları verirdi, ve sonrada temiz havada faytonla gezmesi için götürürdü. BEB 22.4

Öyle günlerde, babam ofisten ayrılmadan önce yanına giderdim. Elmhaven’in arka bahçesine geldiğimde, babamı büyükanne Ellen ile konuşuyor bulurdum. Onun elini tutmak için koşardım. BEB 22.5

Büyükanne Ellen bana gülümsedi. “Mabel, yemekten sonra benimle birlikte fayton gezisine gitmek istermisin?” BEB 22.6

İster miydim? “Evet, Evet, Evet, büyükanne!” Büyükanne Ellen yine gülümsedi. Babama “Sara onu almak için sizin kapınızda atı durduracak.”dedi. BEB 22.7

Yemek için bekleyemiyordum! BEB 22.8