Büyükanne Ellen Ve Ben

4/11

Dördüncü bölüm: Virgil’in Misketi

Bir Cuma sabahıydı, annemin yaptığı pastayı görmek için bir sandalyeye tırmanmış onu izliyordum. Annem, “Mabel, yarın senin ağbinin doğum günü.” dedi. Doğum günüleri ve doğum günü pastaları çok özeldir.” BEB 15.1

Annem pastanenin üstüne mumları yerleştirirken onu izledim. Ve ortasına kırmızı bir mum koydu. BEB 15.2

“Her şeyi bugün hazır ediyoruz. Çünkü yarın Sebt günü. Biz Virgil’in hediyelerini bugün öğleden sonra vereceğiz. Pastayı yarın yeriz.” BEB 15.3

Annem pasta için kullandığı tavaları lavabonun içine koyarken, ben pastanın yanında durdum. Küçük bir dilim için elimi sokmak isterdim. Ama, bunu yapmamam gerektiğini biliyordum. Annem düşündüklerimi anlamış gibiydi. BEB 15.4

Hemen gelip masadaki pastayı alıp dolaba sakladı. Bu pastayı gizli tutalım.”dedi. “Bu pasta, Virgil’e sürpriz olsun.” BEB 15.5

O gün öğle vakti, babam öğlen yemeği için ofisini bırakıp eve geldi. Biz yemeğimizi yedikten sonra şarkı söyledik. “Doğum günün kutlu olsun, Sevgili Virgil.” Dedi babam, üç hediyeyi verirken. Virgil hediyeyi hemen açtı. İlk hediyeyi açtığında içinde döndükçe ses çıkaran bir topaç gördü. Ve bunu uzun zamandan beri istiyordu. Onu sardı ve bıraktı ve böylece topaç bütün mutfağı döndü. BEB 15.6

Sonra Virgil, bir sonra ki hediyeyi açtı. Bu bir çift eldivendi. “Sağol” dedi. Ve sonraki hediyeyi istedi. Ama bunun kağıdı açıktı. Onun yüzü mutlulukla doldu. Bu büyük, güzel bir cam misketti! BEB 15.7

Virgil, misket koleksiyonu yapıyordu. Babam, ona misketin nasıl oynandığını gösterdi, toprağa bir yuvarlak çizerek ve misketleri bunun içine koyarak oynanıyordu. Ve sonra başka bir misketi alıp, baş parmağına ve parmakları arasına yerleştiriyor, ve başka bir miskete atmaya ve onu çıkarmaya çalışılıyordu. BEB 15.8

Ben asla oynayamadım. Ama seyretmeyi seviyorum. Her misket çok güzel, hepsinin kendine göre renkleri var. Benim onlara dokunmam yasak. Çünkü annem, onları ağzıma koyup ta yutarım ve boğulurum diye yasaklamıştı. BEB 16.1

Ama bu misket farklıydı, bu misket büyüktü. Ağzıma girmek için çok büyüktü. Sonra annem Virgil, “Neden Mabel’e misketini göstermiyorsun?” diye sordu. Ben çok heyecanlanmıştım. BEB 16.2

Virgil vermek için hazırlanırken, ben ellerimi birleştirip uzattım ve misketi elime koydu. Ve ona dikkatlice baktım. Mavi ince çizgileri ve kenarlarında kırmızı ve sarılar vardı. Tam ortasında kırmızı bir çiçek vardı. Misket döndükçe çiçeğin taç yaprakları dönüyormuş gibi oluyordu. BEB 16.3

Bence, hayatımda gördüğüm en güzel şeydi. Bunun benim olmasını istiyordum. Virgil misketi geri isteyince ben hayır anlamında kafamı salladım. Sonra Virgil “Mabel” dedi, misketimi geri ver.” Ben daha sıkı tuttum ve “hayır”dedim. “Anne” diye bağırdı, “Mabel misketimi geri vermiyor” BEB 16.4

“Nazikçe, bir daha sor” diye önerdi. O denedi, “Lütfen misketimi verir misin? Bu misket benim doğum günü hediyem.” BEB 16.5

“Hayır” diye bağırdım. BEB 16.6

“Küçük kızım” dedi, şaşırmış bir sesle, “Virgil sana bakman için verdi. Ona teşekkür et, ve Virgil’in misketini geri ver.” BEB 16.7

Elimdeki Pürüzsüz misketi tuttum ve güzel renklerine baktım. BEB 16.8

“Geri ver” dedi. BEB 16.9

“Hayır” diye bağırdım. BEB 16.10

Annem ve babam birbirlerine baktılar. Annem kafasına salladı. Babam benim küçük sandalyemi alıp mutfak kapısının yakınına koydu. Ve sonra beni kaldırıp oraya oturttu ben sıkı bir şekilde miskete tutunurken. BEB 17.1

“Küçük kızım” dedi. “Sen Virgil’in misketini verene kadar bu sandalyede oturacaksın.” BEB 17.2

Ben küçük sandalyemde bütün öğlen oturdum. Annem bana bakmıyorken erkek kardeşim kapıdan bana dil çıkarıyordu. ben misketi verir miydim hiç? Asla! BEB 17.3

Akşam yemeği yeme zaman geldiğinde, annem sandalyemde oturan bana bir tas içinde ekmek ve süt getirdi. Yediğim yemek bu iken, onlar konuşup gülüşüyorlar ve en sevdiğim yemekleri yiyorlardı. Bunlar benim en sevdiğim çorba, sandviçler, kiraz ve kurabiye idi. BEB 17.4

“Seni özlüyoruz, Mabel” diyerek babam seslendi. “Gel buraya. Virgil’e misketini ver. Bu akşam yemeği çok güzel.” BEB 17.5

Çok güzel kokuyorlar, süt ve ekmekten çok daha iyiydi. Misketi geri ver. Hayır! BEB 17.6

Güneş Cuma günü batarken, annem orgu çalarak Sebt Gününü başlattı. Babam beni kaldırıp orgun yakınına koydu. Annem mutlu bir şekilde, “Mabel, bizimle şarkı söyle,” şarkı söylemek istemiyordum. Kötü davranıyordum. Sonunda, babam hikaye okurken sandalyemde uyuyup kaldım. BEB 17.7

Bir daha gözümü açtığımda, yatağımdaydım ve Sebt sabahıydı. Gözümü açtığımda odamın içinde parlak sarı güneş ışınları ve hemen yanımda annem vardı. BEB 17.8

“Mabel, kalk artık,” dedi öperek. “Sebt Günü için olan giysilerimizi giyelim. Kahvaltı edip Sebt Gününe gitmeliyiz.” BEB 17.9

Mutluluk içinde kalktım. Ben Sebt Günü derslerini seviyordum. Annem ve ben, mutfağa yürüdük. Elime cam misketi verip, “Bunu Virgil’e ver ve kahvaltı için sandalyene otur.” Hala gülümserken, Virgil’in oturduğu yere koştum Virgil’in misketini vermek için. Birdenbire hatırladım. Bütün mutluluğum kayboldu. Yerin tam ortasında durdum. BEB 17.10

“Acele et, küçük kızım,” diye babam seslendi. “Şeftalili tostun soğuyor.” BEB 18.1

Güzel misketi elimde tuttum. Ne kadar çok baktıkça içimdeki ses gittikçe güçlü bir şekilde senin olsun diyordu. Ve sonunda karar verdim. Virgil elini uzatıyordu. Ona baktım ve kafamı hayır anlamında salladım. BEB 18.2

“Hayır, ben bunu istiyorum.” dedim. BEB 18.3

“Mabel” dedi, babam hayal kırıklığı içinde. BEB 18.4

“Dinlemeyi öğrenene kadar sandalyende oturacaksın.” sandalyeme gittim. Annem bana süt ve ekmek getirdi. BEB 18.5

Birkaç dakika sonra, St.Helena sanatoryumu dua evinin çanı çaldı. O çalıyordu. BEB 18.6

“Sebt okuluna gitme zamanı geldi. Ben, Virgil ve babamın kapıdan çıkmalarını izledim. Çok gitmek istiyordum. İnatçı bir şekilde dinlemeyi seçmediğim için ve kardeşimin misketini vermediğim için bütün sabah küçük kırmızı sandalyemde oturdum. BEB 18.7

Annem evde benimle kaldı. Beni azarlamadı. Sadece İsa’yla ilgili konuştu, nasıl O’nun her zaman ailesine ve cennetteki Baba’ya karşı itaatkar olduğunu anlattı. Annem, Rabbe itaat etmem için benimle dua etti. BEB 18.8

Ben bütün sabah sandalyemde oturdum. Bacaklarım kalkıp koşmak için yalvarıyordu. Sonunda Virgil ve babam geldi. Annem Virgil’in harika pastasını masasına çıkardı. Bir kez daha annem, misketi kardeşime verip onlarla pasta yememi söyledi. BEB 18.9

Ben kafamı yine hayır anlamında salladım ve misketi sıkıca tutundum. Bana yine ekmek ve süt verildi. Ben bunu istemiyordum. Ben bundan nefret ediyordum. Masada püre ve grayvi vardı. Ben pişirilmiş fasulyenin kokusunu alabiliyorum ve çikolatalı pastayı görebiliyordum. İtaatsiz davranıp Virgil’in misketlerine değer verip, yine ekmek ve süt yer miydim? BEB 18.10

Hemen zıplayıp erkek kardeşime koştum ve misketi geri verdim. Benim kötü hissetmeme sebep olacak şekilde gülüp alay etmedi. Bana sarılarak, “Teşekkürler, küçük kardeşim,” dedi, annem ve babam ellerini çırptılar. BEB 19.1

“İşte böyle, Rab ve O’nun melekleri doğru şeyler yaptığımız zaman mutlu olurlar.” dedi annem mutlu bir şekilde. Ve sonra, hepimiz oturup büyük bir aile olarak Virgil’in doğum gününü kutladık. Ben pasta yerken, kedi, benim ekmek ve sütümü yedi. Aslında kalbimin içinde, itaat ettiğim için mutluydum. BEB 19.2

Çok seneler sonra babama sordum, “Neden inatçı bir kızı çektin? Sen elimdeki misketi alacak kadar güçlüsün ve zorla bana itaat ettirebilirdin.” BEB 19.3

Her zaman dediğini hatırlayacağım. “Tanrı bize zorla itaat ettirme gücüne sahip olsa da yapmaz. İtaatkar olmak, yalnızca doğru olanı seçen, sevgi dolu bir kalpten geleni kabul eder.” BEB 19.4

Küçük yaştayken, onlara karşı itaatkar olmayı öğrenirsem, büyüdüğüm zaman cennetteki Babama karşı itaatkar olmayı, nasıl seçeceğimi bilge bir şekilde bana öğreten, anne ve babama bugün teşekkür ediyorum. BEB 19.5