Hakikat yolu ve hayatimiz

6/14

Bölüm 5: Kendimizi Tanri’ya Adamak

Tanrı şunu vaat eder; “Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle arayınca beni bulacaksınız” (Yeremya 29:13). HH 35.1

Kalplerimizi Tanrı ya vermeliyiz ki, tekrar O’nun gibi olabilelim. Günahkâr kalplerimiz doğal olarak Tanrı’dan uzaklaşır. Kutsal Kitap bizi şöyle tanımlamaktadır: “Ruhsal olarak ölü”, “yüreğiniz ve akimız hasta”, “sağlıklı hiçbir nokta yok bedeninizde” (Efesliler 2:1; İşaya 1:5-6). Günahkârlar Şeytan´in elindedirler. Onlar, “isteğini yerine getirmeleri için kendilerini tutsak eden İblisin tuzağında esirdirler” (2.Timoteyus 2:26). HH 35.2

Tanrı bizi iyileştirmek ve özgür kılmak ister. Bunu yapmak için bizi tamamıyla değiştirerek yeni istekler ve alışkanlıklar kazanmamızı diler. Ama biz kendimizi tamamıyla O’na teslim edinceye dek bunu yapamaz. HH 35.3

İnsanın kendisiyle olan savaşı savaşların en büyüğüdür. Kendimizi Tanrı ya adamak ve düşüncelerimizi kontrol etmesine izin vermek çok zordur. Ama Tanrının hükmetmesine izin vermeliyiz yoksa O bizi yeni ve kutsal kılamaz. HH 35.4

Şeytan, Tanrı’nın egemenliğinde birer köle olacağımıza inanmamızı ister. “Tanrı sizden kayıtsız şartsız bir itaat ister” der. Ancak bu doğru değildir. Biz Tanrı’ya aklımız ve bilincimizle hizmet ederiz. Tanrı yarattığı insanlara, “Gelin, şimdi davamızı görelim” diye seslenir (İşaya 1:18). Tanrı Kendisine itaat etmemiz için bizi zorlamaz. Tanrı’ya içtenlikle ve özgürce tapınmadığımız zaman O bunu kabul edemez. HH 35.5

Tanrıya itaat etmeye zorlanmak aklımızı kullanmamıza engel olur. İyi bir karaktere sahip olamayız. Makine gibi oluruz ki, bu da Tanrı’nın istediği bir şey değildir. O, aklımızı ve bedenimizi en iyi şekilde kullanmamızı arzu eder. Lütfu aracılığıyla bize vereceği büyük bereketleri gösterir. HH 35.6

Tanrı, bizi yönlendirmek için Kendisine teslim olmaya davet eder. Bize ne yapıp yapmamamız konusunda seçim özgürlüğü verir. Günahtan özgür kılınmayı ve Tanrı’nın çocuklarına verdiği harika özgürlüğü paylaşmayı seçebiliriz. HH 36.1

Kendimizi Tanrı’ya verdiğimizde, bizi O’ndan ajaran her şeye sırt çeviririz. Kurtarıcımız, “Aynı şekilde sizden kim varını yoğunu gözden çıkarmazsa, benim öğrencim olamaz” dedi (Luka 14:33). Kalplerimizi Tanrı’dan ayıran her şeyden vazgeçmeliyiz. HH 36.2

Birçokları zenginliğe tapar. Zenginlik ve para sevgisi onları Şeytan’a bağlar. Bazı insanlar onurlarını her şeyin üstünde tutarlar. İnsanların kendilerine bakıp yüceltmelerini isterler. Diğerleri ise hiçbir şeyden kaygı çekmeden kolay ve bencil bir yaşam sürmeyi düşlerler. Ancak bizler tüm bunlardan uzaklaşmalıyız. Hem Tanrı’ya hem de dünyaya ait olamayız. Tamamıyla Tanrı’ya aitsek O’nun çocukları oluruz. HH 36.3

Bazı insanlar Tanrı’ya hizmet ediyoruz derler ama Yasalarına O’nun yardımını almaksızın itaat etmeye çalışırlar. Kendi çabalarıyla iyi bir kişilik geliştirmeye ve böylece kurtuluşa erişmeye çalışırlar. Kalpleri, Mesih’in sevgisinin derinliğini anlayamaz. Hıristiyan hayatının gereklerini yerine getirmeye çalışırlar; çünkü cennete gitmek için Tanrı’nın bunu şart koştuğunu sanırlar. HH 36.4

Mesih bizde yaşadığı zaman, bizi sevgisiyle doldurur. O’nun arkadaşlığının yarattığı sevinç, bizde O’na daha yakın olma isteği uyandırır. O’nu düşünürüz ve kendimizi unuturuz. O’na olan sevgi her hareketimizi yönlendirir. Eğer Tan- rı’nın sevgisini hissedersek, verebileceğimizin en azı nedir diye düşünmeyiz. Kurtarıcımızın bizden istediğini yapmaya çalışırız. Her şeyi O’na vermeye çalışırız. Tanrı’yı sevdiğimiz ölçüde fedakârlıkta bulunuruz. Hıristiyan olduğunu söyleyen ama bu sevgiyi göstermeyen kişiler boş yere anlamsız sözler sarf etmektedirler. Mesih’i izlemek onlar için bir yüktür. HH 36.5

Her şeyi Mesih’e vermeyi çok mu görmeliyiz? Kendimize şu soruyu sormalıyız: “Mesih bana ne verdi?” Tanrı’nın Oğlu bizim kurtuluşumuz için her şeyini, tüm yaşamını ve sevgi- sini verdi ve bizim uğrumuza acı çekti. Böylesine yüce bir sevgi gören bizler kalplerimizi O’na kapatabilir miyiz? HH 36.6

Hayatımızın her dakikasında Tanrı’nın lütfundan bereket alırız. Kurtuluşumuz için çekilen acıların derinliğini tahmin edemeyiz. Bizim günahlarımız için öleni görüp de, O’nun bu sevgisine sırtımızı dönebilir miyiz? Yücelerdeki Rabbimiz kendini alçalttı. Niçin kendi bencilliğimizle savaşmamız ve alçakgönüllü olmamız gerektiği için şikayetçi olalım? HH 37.1

Birçok gururlu insan, ‘Tanrı’nın beni kabul ettiğinden emin olmadan ne diye kendimi alçaltayım?’ diye sorar. Sizi Mesih’e yönlendirmek isterim. Mesih günahsızdı. O, göklerin Prensiydi ama buna rağmen bizim yerimizi alarak tüm günahlarımızı yüklendi. “O, günahkârlarla bir sayıldı; çoğunun suçunu da o taşıdı, ve günahkârlar için şefaat etti” (İsava 53:12). HH 37.2

O´ na her şeyimizi verdiğimizde gerçekte ne vermiş oluruz? Isa’ya Kendi kanıyla temizlemesi için günahkâr kalplerimizi getiririz. O´ ndan sonsuz sevgisi ile bizi kurtarmasını isteriz. İnsanlar her şeyden vazgeçmenin çok zor olduğunu sanırlar! Söylenenleri işitmekten ve bunları yazmaktan utanırlar. HH 37.3

Tanrı, bizim için iyi olan şeylerden vazgeçmemizi istemez. Bizim için en iyisini düşünür. Mesih’i kabul etmeyen herkesin bunu anlayabilmesini çok isterdim. Mesih, o kişilerin kendileri için isteyebileceklerinden çok daha iyisini verir. Tanrı’nın iradesi dışında davranan, Tanrı’nın iradesine karşı çıkanlar kendilerine haksızlık etmektedirler. HH 37.4

O´ nun bize yasakladığı yolun dışına çıkmakta hiçbir sevinç yoktur. O, bizim için neyin iyi olduğunu bilir ve herkes ıçin en iyi plana sahiptir. Günah yolu acı doludur ve ölümle son bulur. HH 37.5

Tanri´nin, çocuklarının acı çekmesinden zevk aldığını dü-şünmeyin. Göktekilerin tümü bizim mutluluğumuzla ilgilenmektedir. Göksel Babamız hiçbir sevinci bizden esirgemek istemez. Bize acı getirecek alışkanlıklara sırt çevirmemizi ister. Onların bizi mutluluğumuzdan ve cennetten uzaklaştıracağını bilir. HH 37.6

Dünyanın Kurtarıcısı herkesi olduğu gibi kabullenir. Bizim zayıf ve hatalarla dolu olduğumuzu bilir. Ama O, günahlarımızı yıkar ve kanı ile bize kurtuluş sağlar. O’nun yükünü taşıyan ve işini paylaşan herkesin isteklerini tatmin eder. O’na gelen herkese huzur ve barış getirir. Onlardan sadece mutluluk getirecek şeyleri yapmalarını ister. O’na itaat etmeyen kişiler bu sevinci tadamazlar. Gerçek sevinç, Mesih’e, hayattaki en yüce Ümide sahip olmaktır. HH 38.1

Birçokları, ‘Kendimi Tanrı’ya nasıl verebilirim’ diye sorar. Kendilerini Tanrı’ya vermeyi arzularlar ama iradeleri zayıftır. Tanrı’dan şüphe ederler ve onları günahkâr alışkanlıkları yönetir. Vaatleri kumdan yapılan kuleye benzer, en küçük dalgada yok olur. Düşüncelerini ve arzularını denetleye- mezler. Verdikleri sözleri yerine getiremediklerinden kendilerine olan güvenlerini de yitirirler. Tanrı’nın onları kabul edemeyeceğini düşünürler. Fakat kesinlikle umutlarını kaybet-memeleri gerekir. HH 38.2

Aklımızı nasıl kullanmamız gerektiğini öğrenmeliyiz. Seçme gücü insanın hayatındaki en yönlendirici güçtür. Her şey bu gücü yerinde kullanmaya bağlıdır. Tanrı herkese seçme özgürlüğü vermiştir. Ve bu gücü kullanma bize bağlıdır. Kalplerimizi değiştiremeyiz. Tanrı’ya kendi başımıza sevgimizi veremeyiz, ancak O’na hizmet etmeyi seçebiliriz. O’ndan bizi yönlendirmesini isteyebiliriz. Doğru yolu seçmemizde O bize yardım edecektir. Ondan sonra tüm benliğimiz Mesih’in Ruhu ile yönlendirilecektir. Tanrı’yı seveceğiz ve düşüncelerimiz O’nunki gibi olacaktır. HH 38.3

İyi ve kutsal olma isteği doğrudur. Ama bununla yetinmemeliyiz. Bu istekler tek başına bizim için hiçbir şey yapamaz. Birçokları Hıristiyan olmak ister, ama kesin karar vermekte gecikir ve yok olurlar. Bu gibi kimseler iradelerini Tan- rı’ya teslim etmeye istekli olmazlar. Bu yüzden de Hıristiyan olmayı seçmezler. HH 38.4

Seçme gücümüzü yerinde kullanarak tüm yaşantımızı değiştirebiliriz. Tanrı nın düşüncelerimizi yönlendirmesine izin verdiğimizde O’nun yanında yer alırız. O’nun bizi destekleyen büyük gücünü içimizde hissederiz. Kendimizi her gün Tanrı’ya teslim ederek yeni bir hayata, imanlı bir hayata sahip olabiliriz. HH 38.5